Politics

Batı Afrika’da Fransız karşıtlığı yükselirken Çin ve Rusya’ya destek artıyor



Mali, Gine ve Burkina Faso’da ardı ardına yaşanan askeri darbeler ve Sahel’de gün geçtikçe kötüleşen güvenlik durumu, Fransa’nın bölgedeki varlığını yeniden tartışmaya açtı.

Özellikle Mali’deki cunta yönetiminin Fransa ile yaşadığı diplomatik kriz ve Rusya ile yakınlaşması, Fransa’nın Sahel’den “dışlanacağı” yorumlarına neden oldu.

Mali’de cuntaya ve Rusya’ya olan geniş kapsamlı destek de Fransa’nın bu ülkede yürüttüğü ve öncülük ettiği askeri operasyonların akıbeti hakkında soru işaretleri doğurdu.

Fransa’nın kademeli olarak Mali’nin kuzeyindeki üslerinden çekilerek asker sayısını azaltması, aynı zamanda cunta hükümetinin Wagner paralı askerleriyle anlaştığı iddiaları, Sahel’de yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

AA muhabiri, uzman ve sivil toplum örgütü temsilcilerine, Sahel’de artan Fransız karşıtlığının nedenini, Rusya ve Çin’in bölgedeki konumunu sordu.

– “WAGNER, TUTARSIZ POLİTİKALARDAN İSTİFADE EDİYOR”

Paris 13 Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Dr. Boubacar Diawara, bölgedeki Fransız karşıtlığını anlamak için Fransa’nın Mali’ye ilk asker yolladığı 2013 yılını hatırlamak gerektiğini söyledi.

Diawara, Fransız askerlerinin Gao ve Timbuktu’da Mali ordusuyla hareket ederken, Kidal’a Mali ordusunu sokmamasının birçok eleştiriye neden olduğunu belirtti.

Fransa’nın öncelik olarak terörist grupların liderlerini hedef aldığını ancak saldırıların yine de devam ettiğini dile getiren Diawara, “Wagner ise Fransa’nın bölgede saldırıları engelleyememesi ve Sahel’deki tutarsız politikalarından istifade ediyor. Bu tutarsızlık, Wagner’e hem bölgede alan açıyor hem de dezenformasyon savaşı yürütmesine olanak veriyor.” ifadesini kullandı.

– “RUSYA’NIN DÜNYA ÇAPINDA ORTAKLARA İHTİYACI VAR”

Diawara, Çin’in Sahel’de çok belirgin bir aktör olmadığına ancak mevcut cunta hükümetinde Başbakan Choguel Maiga da dahil bazı önemli isimlerin Rusya’da eğitim aldığına dikkati çekti.

Rusya’nın Sahel’de daha ziyade askeri ekipman sağlama hususunda önemli bir aktör olduğuna işaret eden Diawara, şöyle devam etti:

“Kızıl Ordu’nun Sahel’e ayak basacağını düşünmüyorum. Fransa’nın da çıkarları düşünüldüğünde (Nijer’deki uranyum) bölgeden tamamen çekilmesi mümkün görünmüyor ama kendisine karşı düşmanca tavır da giderek artıyor. Hakkında bölgede terörü desteklediği yönünde bir algı oluşmuş durumda ki bu kesinlikle doğru değil. Fransa, bölgede yalnızlaştıkça mecburen Gao’daki askeri varlığını gözden geçirerek asker sayısını ciddi ölçüde azaltacaktır.”

Rusya’nın da Fransa bu sorunlarla uğraşırken bölgedeki etki alanını artıracağına işaret eden Diawara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uluslararası arenada bir izolasyonla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Diawara, “Ruslar silah ihracatçısı, dolayısıyla dünya çapında yeni satış noktalarına ve ortaklara ihtiyacı var. Wagner ise Suriye, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mali ve belki yakında Burkina Faso gibi çatışmaların yaşandığı ülkeler ile Kremlin arasında bir bağlantı olarak görülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

– “FRANSA’NIN SAHEL’DEN ÇIKIŞI KAOS YARATIR”

“Sauvons Le Burkina Faso (Burkina Faso’yu Kurtaralım)” isimli sivil toplum örgütünün kurucusu İbrahima Maiga ise Fransız karşıtlığının Batı Afrikalı siyasetçilerin başarısızlıklarını gizlemek için bir araç olduğunu söyledi.

Rusya ve Çin’in ise hem Fransız karşıtlığı söyleminden ve Sahel’deki kaostan faydalandıklarını belirten Maiga, 2 gücün de kendi çıkarları doğrultusunda bölgede kendilerine yer açmaya çalıştıklarını kaydetti.

Maiga, “Fransa’nın bugün Sahel’den ayrılması büyük bir kaosa neden olur. Fransa’nın yerine Rusya’nın geçmesi demek, bu savaştan bir kurtuluş olmadığını gösterir. Bir ülkenin boşluğunu başka bir ülkenin doldurması, tabiri caizse ‘akıl hocası’ değişikliğinden başka bir şey olmaz. Sahel’de çözüm için önce toplumların bunun farkına varması lazım.” diye konuştu.

Batı Afrika ve Sahel’de güvenlik alanında çalışmalarda bulunan siyasi analist Ovigwe Eguegu da Fransız karşıtlığının büyük ölçüde Fransa’nın bölgedeki sömürgecilik geçmişiyle ilgili olduğunu kaydetti.

Fransa’nın eski sömürgelerinin İnsani Gelişme Endeksi’nde son sıralarda yer aldığına dikkati çeken Eguegu, böyle bir atmosferde Fransa’nın askeri operasyonlarının da beklenen sonucu vermemesinin bu ülkeye olan tepkiyi artırdığını vurguladı.



Source link

Leave a Reply

Your email address will not be published.

close